Şemsiyeler ve tamiri

18 Şubat 2019   // 4 Yorum

şemsiye

fotoğraflar  ve video © Ilgın Erarslan Yanmaz

Geçiş mevsimleri  ilkbahar ve sonbaharda  doğanın bereketi olan yağmur çoğumuz için  şehir hayatında çiselemeye başlamasıyla birlikte sakınılan bir ıslanmadır, yakıcı olması sebebiyle de kimi zaman güneşten kaçınılır.  Bu yüzdendir ki şemsiyeler günümüzde farklı coğrafyalarda kimi zaman yağmur kimi zaman da güneşten korunmak için kullanılmaktadır. Ayrıca  kişisel aksesuar olması dışında boyutları ve mekanizması yenilenerek plaj şemsiyesi, bahçe şemsiyesi ve hatta fotoğrafçılıkta flaş şemsiyesi olarak da günlük hayatımızda kullanıma girmiştir. Hem yağmurdan korunmak hem de dayanarak baston olarak kullanılan uzun tahta saplı büyük şemsiyeler taşıma zorluğu sebebiyle çantaya sığacak kadar küçültülmüş, kullanım kolaylığı sağlanması açısından değişik yay mekanizmaları aracılığıyla  yarı ve tam otomatik kapanıp açılacak hale getirilmiştir. Şemsiye ilk defa hangi amaçla ve nasıl kullanıldı? Güneş ve yağmurdan korunma dışında şemsiye bize başka anlamları da da hatırlatır mı?

Japonya

 

İlk şemsiyenin Mezopotomya’da 4.000 yıl kadar önce kullanıldığı düşünülmektedir. İlk kullanımında  güneşi durdurmak anlamına gelen “parasol” (para=durdurmak, sol=güneş anlamında) kelimesiyle adlandırılmıştı. Fotoğrafçılıkta merceklerin önüne takılan ve merceğe güneş kaçmasını ve görüntüde hareyi engellemek ve merceği dışarıdan gelecek olan darbelere karşı korumak için de parasole adında bir aparat kullanılır. Şemsiyenin İngilizce kullanımı ise Latince’deki Umbra (Gölge) den gelmektedir. Türkçeye ise Arapçadaki şamssiya (güneşlik) sözcüğünden gelmiştir.

Eski Mısır’da koruyucu ve dini özelliği olan ve basit bir şekilde çubuklar üzerindeki palmiye yaprakları ve tüylerden meydana gelen şemsiye Mısırlılar ve Asur’lularda kraliyet ve soyluluların bir anlamıyla sınıfsal bir ten rengi olan açık renge sahip olma arzularından dolayı güneş ışığından korunmak için kullanılırdı.

Su geçirmez şemsiyeler ilk olarak Çin’de M.Ö. 11. yy’da yine nüfuzlu insanları yağmurdan korumak amacıyla kağıda reçine sürülerek yapıldı.. M.Ö. ilk bin yıl boyunca, şemsiyenin, Antik Yunan ve Roma’da lüks bir kadın aksesuarı olarak çoğu zaman soylu kadınlar tarafından değil,  köleler ve hizmetçiler tarafından taşınıp arabalara, atlara monte edildiği kaydedilmiştir.

Rönesansın etkisi  ve Asya topraklarına uzanan ticaret yolları sayesinde Fransa, İngiltere ve İtalya’da şemsiye ilk önceleri kadınlar arasında moda oldu. 16. yy’da  yağışlı baltık ülkelerinde yağlı kağıttan imal edilen şemsiyeler yağmurdan korunmak için kullanılıyordu. Sadece kadın aksesuarı olarak kabul edilen şemsiyenin erkeklerin de arasında yaygınlaşması için 18. yy’da Farslı gezgin ve yazar Jonas Hanway’in  Londra sokaklarını şemsiye ile çok kere arşınlaması gerekti. Siyah yağ ile kaplanan bu şemsiyelere İngiliz burjuvazisi tarafından “Hanway” adı verildi.

Japonya

1830 yılında Londra’da “James Smith and Sons” şirketinde seri üretimine başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında ahşap ve balina kemiği kullanıldı. 1852’de Samuel Fox adlı bir üreticinin çelik tel kullanmasıyla değişik modeller üretilmeye başlandı ve şemsiyelerin dayanıklılığı arttı.

1882 yılında İstanbul’da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz vatandaşın üretime başlamasıyla ilk yerli yapım şemsiyeler de kullanılmaya başlandı.

Günümüze ve evimize dönersek şemsiye hepimizin sahip olduğu çanta, ayakkabı gibi sürekli kullanılan ve ihtiyaç duyulan bir aksesuar mıdır? Kapının hemen içerisinde şemsiyeleri koyduğunuz bir şemsiyelik var mı? Portmantoda asılı duran ve kaybetmekten korktuğunuz bir şemsiyeniz var mı? Kullanımı çok ergonomik olmasa da yadigar kalan bir şemsiye mi kullanıyorsunuz yoksa yağmura yakalandığınızda 5 lira 3 lira diye bağıran esnafa koşup ilk kullanımda kırılacak olan şeffaf plastik şemsiyeleri alıp bozulduğunda çöpe mi atıyorsunuz? Ya da  korunmaya ihtiyacınız olduğunu düşünmeyip ıslanmaktan keyif alanlardan mısınız? Şemsiye ihtiyacınız modunuza göre değişiyor mu?

Butan

Japonya

Küba

İnsanlar için şemsiyenin güneş ya da yağmurdan korunma dışında bazı kültürlerde  hala sembolik anlamları da var. Budizm’de Budha ile ilişkilendirilmiş 8 uğurlu sembolden biri şemsiyedir. Zenginlik ve statüyü temsil eder ve temsilde kimin başının üzerinde ise o kişinin evrenin merkezi olduğunu gösterir. Doğu’da şemsiye, Hindistan’daki gibi tasarruf ve statü sembolüdür. Eğer kendinizi güneşin sıcaklığından koruyabiliyorsanız, bu zenginliği temsil eder. Ayrıca  bu simge ruhsal ıstıraptan ve diğer zararlı güçlerden de korunmayı temsil eder.

Hindistan

Nepal

 

Benim kız kardeşimin hediye ettiği hatta takside unutup  internet üzerinden zar zor bulup yeniden  aldığım, üzerinde  iki aşık kedi çizimi bulunan Celal Birsen imzalı bir şemsiyem ayrıca  seneler önce İngiltere’den aldığım markasız, yine üzerinde kedi ve köpek resimlerinin bulunduğu bir şemsiyem daha var. Başımda kedi ve köpeklerin dolanma fikri hoşuma gidiyor Anneanneme ait ve ufacık neredeyse cebe girebilecek boyutta bir şemsiye daha vardı ama onu ailede kim aldı kim kaybetti hiç bilmiyorum ve bulamıyorum. İki şemsiyem de defalarca tamir gördü. Yenisini almayı hiç düşünmedim ancak bu kışın başında ikisi de lodosa yenik düşünce ve de teyzemin tamircisi dükkanını kapatıp da başka tamirci bulamayınca yağmur ile ilişkimi yeniden gözden geçirmem gerekti. Bir kaç defa sağanak yağışta eşimin şemsiyelerini ödünç aldım ya da öğrencilerin kursta unuttuklarını kullandım. Yolda yağmurdan kaçarak nasıl yürünür onu tecrübe ettim, paltomun şapkasını başıma geçirip arada da gözlük camlarımı silerek ıslanmayı göze aldım. İstanbul’da zaten lodosta şemsiye kullanmak çok akıllıca değil. Hele ki yağmurda su birikintilerinin yanında yürüyorsanız başınızın ıslanması son düşüneceğiniz şey olur zira yolda hız kesmeden giden arabaların sizi baştan aşağı çamurlu suyla ıslatması daha olasıdır. Ahmak ıslatan yağmuru sevdim, biraz ıslanmadan bir şey olmaz, ”şeker değiliz ki eriyelim” dedim. Ancak şiddetli yağmurda hele de uzun bir yürüyüş yapmak zorundaysanız korunmaya ihtiyacınız oluyor. İdris Bey’i bulmam bu şiddetli yağışlardan birine denk geldi. Kurtuluş’da oturan arkadaşım Nazan beni  Harbiye Bursa Pazarı’nda bir şemsiye tamircisine götürdü……

İdris Babacan şemsiye tamirini kendi kendine öğrenmiş, 20 yıldır bu işi yapıyor ama yanında çıraktan yetişmek isteyen olmamış, yani mesleği kimseye öğretememiş.

Londra

İstanbul

Japonya

Peru

Yaz yağmurunda ıslanmak keyifli ve hatta romantik, kış yağmurunda ıslanmak ise çoğunlukla ahmaklık olarak algılanır. Japonya’da tenlerinin rengini korumaları için güneşli havalarda çoğu kişi şemsiye taşır, bu davranış bazılarına göre kendini aşırı korumadır ama yazın öğle sıcağında şemsiye altında durmayana da tedbirsiz ve çok boşverci deriz. Sokakta yaşayan insanlar için şemsiye evinin çatısıdır. Seyyar satıcılar için dükkanının çatısı.

Küba

Tibet

Bazen yaz sıcağında bir şapka yeterli olur, başıma güneş geçmesin yeter denir. Korunma ihtiyacımız belki de ne kadar açıkta kaldığımız, hangi şiddette maruz kaldığımız ve  ne kadar zarar göreceğimize bağlıdır…

Küba

Butan

Küba

Japonya

Değer verdiğiniz şemsiyelerinizi koruma kalkanınız olarak görmek üzerine düşünün isterim ve  mümkünse tamir ettirin, hemen değiştirmeyin, atmayın. Yenilenmiş eskisinden daha sağlam olan şemsiyenizin altına eğer yeriniz varsa yolda ıslanan birini davet edin; ben bir yaz yağmurunda ıslanmayı göze alamayıp metro çıkışında bekleyen birine teklif ettim ve gideceği yere kadar eşlik ettim.

Birimizin sağ diğerimizin de sol kolu ıslandı…

Japonya

Vietnam

Referanslar:

https://www.bilgidea.com/semsiyenin-tarihi/

https://www.exoticindiaart.com/article/symbols/

 

 

 

 

 


Tags:

celal birsen

celal birşen şemsiye

osmanbey şemsiye

şemsiye

şemsiye markası

şemsiye tamircisi

şemsiye tamiri

şemsiyenin tarihçesi

şemsiyenin tarihi

umbrella


Benzer Yazılar

  • MÜZİKLE DEĞİŞEN YAŞAMLAR
    29 Haziran 2019   // 0 Yorum

    Müzikle yaşamın değişebileceğine tanık oldum, güzel insanlarla tanıştım ve o tanıklık benim de yaşam...

  • Saadet Teyze
    08 Mart 2019   // 0 Yorum

    Saadet Teyze'yi 19 Nisan 2012 'de kaybettik. Annemin IKD yıllarından beri kırmızı çatkılı dostu, Tür...

  • Nick Cave & The Bad Seeds
    25 Aralık 2018   // 0 Yorum

    Nick Cave & The Bad Seeds İstanbul Caz Festivali’nin yirmi beşinci yılına özel konserle 10 Temmu...

  • Düğün Dernek Borsası
    12 Ağustos 2018   // 0 Yorum

    Düğünlerdeki eğlencenin en doruk noktasında aile eşrafının en babasının bir anda para sayma makinası...

4 COMMENTS

  1. By Hülya, 18 Şubat 2019

    Şemsiyenin tarihini, geçmişini gerçekten bilmiyordum. Keyifle okudum. Ama daha da önemlisi hayatımızdaki ayrıntıların değerini bilmeyi hatırlattığın için teşekkürler…

  2. By Başak Dinçkoç, 20 Şubat 2019

    Harika bir yazı olmuş. Çok bilgilendim ve şaşırdım. Benim de çingene pembesi bir şemsiyem var keyifle kullandığım. Katlanabilir ama ilk rüzgarda kırılacak kadar çıtkırıldım olmayanlardan. Dünyanın farklı yörelerinden şemsiye manzaraları da tam bir görsel şölendi benim için. İçten teşekkürlerimle…

  3. By admin, 28 Şubat 2019

    çingene pembesi şemsiye daha uzun yıllar korusun başını o zaman, teşekkürler:)

  4. By admin, 28 Şubat 2019

    Hepimizin sahip olduğu ayrıntılar yaşadığımızın kanıtı, arada bir hatırlamak keyifli, teşekkürler:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.