Nick Cave & The Bad Seeds

18 Aralık 2018   // 0 Yorum

Nick Cave & The Bad Seeds İstanbul Caz Festivali’nin yirmi beşinci yılına özel konserle 10 Temmuz 2018’de İstanbul’da Küçük Çiftlik Parkta’ydı.

 

Çekim izninin çok sınırlı olması ve ancak tek bir bölgeden yapılıyor olmasının verdiği endişe bir yana konserden önce  kendisini yıllar sonra  ikinci defa İstanbul’da dinleyecek olmanın ve aradan geçen bunca yıldan sonra  sanki şarkı sözlerini daha çok içime alarak dinlediğimden midir bilinmez müthiş heyecan duyuyordum.  Cave  küçük yaşta babasını kaybetmesi ile  başlayan ve 2015 yılında da oğlu Arthur’u kaybetmenin acısını eklediği  61 yıllık yaşamındaki yüklerini bence bu şarkıları ile taşımaya çalışıyor. Bu yüzden onu şarkı sözleri sadece dizelere değil çoğumuzun katlanmaya çalıştığı bu ızdırap dolu dünyada bir ifadeye, tekinsizlik ile güven arasında gidip gelen; karanlıktan aydınlığa ya da tam tersi yöndeki tüm duygulara ve yaşama tutunma çabalarına dönüşüyor.

 

Boşuna ‘All love songs must contain #duende.. The writer who refuses to explore the darker regions of the heart will never be able to write convincingly about the wonder, the magic and the joy of love for just as goodness cannot be trusted unless it has breathed the same air as evil”… dememiş Nick Cave.

 

Oğlunun ölümünden sonraki konserlerinde ve grubun 16. albümü olan Skeleton Tree’deki şarkılarında bunu hissetmemek mümkün değil. Cave bu konserlerin çoğunlukla ilk şarkılarında sahne önününe kurulan platformda yürüyerek kendisine el uzatan seyirci ile buluşuyor, ellerine sımsıkı tutunuyor sanki bir yaşama biçimi olan konserlerine devam etmek için gereken enerjiyi topluyor.  Önce sevgisini ve minnettarlığını  aktarıyor sonra karşılığında aldığı sevgi, hayranlık duygularıyla yeniden ayaklanıyor ve emin olmasam da hissettiğim belki de uçurumdan düşmekte olan oğluna son kez elini uzatıyor, erken kaybettiği babasının gitmemesi için onun elini uzun uzun tutarak bekliyor … Bana bu sahne her defasında uzaydaki boşlukta salınan ve uzak yollardan gelen iki mekiğin birbirine kenetlenmesini hatırlatıyor, buluşmak için aradaki tüm boşluğun doldurulmasının gerektiği, kocaman bir evrende birbirine duyulan ihtiyacın başka bir türlü anlatılamadığının görseli… Nick Cave ile ilgili çoğu yorumlarda o tanrısallaştırılır, olmayan babaların yerine konur, ‘beni en iyi anlatan sözleri sen yazdın’ denir, sahne önünde fark edilmek ve önemsenmek için beklenen uzun dakikaların heyecanından bahsedilir. Tüm bunlar belki de  hep büyük  bir boşluğu doldurmak için  ve varoluşlarımıza katlanıp minnet duymaya çalışmak içindir…

Hiçbiryerin ortasında durup yeniden ve yeniden nasıl sevebileceğimizi merak ettiğim, ruhuma dokunan ve zihnimi açan  bu konserden fotoğrafları yetiştirmek için erken ayrılmak zorunda kaldım ancak çok sevdiğim Cave şarkılarını  spotify‘de durmadan dinleyip duruyorum. Boşluğun artmasına izin vermeyip, o anda hangi duygudaysam tutunmak için çaba sarfediyorum. Dinleyecisine aktarabildiği hikayelerindeki en önemli ‘güç’ bu olmalı…

İstanbul’daki konserinde bu defa

…With my voice

I am calling you
With my voice
I am calling you
Let us sit together until the moment comes With my voice

I am calling you
With my voice, I am calling”

sözleriyle kenetlendi seyircisi ile . ”The red right hand” aynı zamanda Peaky Blinders dizisinin de müziği.

Andrew Dominik’in belgeseli ”One More Time with Feelings” belgeselini de ayrıca izlemenizi öneririm. Ayrıca David Barnard’ın yönettiği Ekim 2017’de Kopenhag’da Kraliyet Arena’sındaki konser kayıtlarından an kurgulanan Distant Sky isimli bir film de var.

 

 

fotoğraflar  © Ilgın Erarslan Yanmaz

 

#intomyarms 🎶

I don’t believe in an interventionist God
But I know, darling, that you do
But if I did I would kneel down and ask Him
Not to intervene when it came to you
Not to touch a hair on your head
To leave you as you are
And if He felt He had to direct you
Then direct you into my arms
Into my arms, O Lord
Into my arms

And I don’t believe in the existence of angels But looking at you I wonder if that’s true
But if I did I would summon them together And ask them to watch over you

To each burn a candle for you
To make bright and clear your path
And to walk, like Christ, in grace and love
And guide you into my arms
Into my arms, O Lord
Into my arms
But I believe in love
And I know that you do too
And I believe in some kind of path
That we can walk down, me and you
So keep your candles burning
And make her journey bright and pure
That she will keep returning
Always and evermore

#weepingsong 🎶

Go son, go down to the water
And see the women weeping there
Then go up into the mountains
The men, they are weeping too.
Father, why are all the women weeping?
They all are weeping for their men
Then why are all the men there weeping?
They are weeping back at them.

This is a weeping song
A song in which to weep
While all the men and women sleep.
This is a weeping song
But I won’t be weeping long.

Father why are all the children weeping?
They are merely crying son.
O, are they merely crying father?
Yes, true weeping is yet to come.

This is a weeping song
A song in which to weep
While all the little children sleep.
This is a weeping song
But I won’t be weeping long.

O father tell me are you weeping?
Your face seems wet to touch.
O then I’m so sorry father
I never thought I hurt you so much.

This is a weeping song
A song in which to weep
While we rock ourselves to sleep.
This is a weeping song
But I won’t be weeping long
No. I won’t be weeping long

Go son, go down to the water
And see the women weeping there
Then go up into the mountains
The men, they are weeping too.
Father, why are all the women weeping?
They all are weeping for their men
Then why are all the men there weeping?
They are weeping back at them.

This is a weeping song
A song in which to weep
While all the men and women sleep.
This is a weeping song
But I won’t be weeping long.

Father why are all the children weeping?
They are merely crying son.
O, are they merely crying father?
Yes, true weeping is yet to come.

This is a weeping song
A song in which to weep
While all the little children sleep.
This is a weeping song
But I won’t be weeping long.

O father tell me are you weeping?
Your face seems wet to touch.
O then I’m so sorry father
I never thought I hurt you so much.

This is a weeping song
A song in which to weep
While we rock ourselves to sleep.
This is a weeping song
But I won’t be weeping long
No. I won’t be weeping long

#distantsky🎶

Let us go now, my one true love
Call the gasman, cut the power out
We can set out, we can set out for the distant skies
Watch the sun, watch it rising in your eyes

[Chorus: Else Torp]
Let us go now, my darling companion
Set out for the distant skies
See the sun, see it rising
See it rising, rising in your eyes

[Verse 2: Nick Cave]
They told us our gods would outlive us
They told us our dreams would outlive us

They told us our gods would outlive us
But they lied

[Chorus: Else Torp]
Let us go now, my only companion
Set out for the distant skies
Soon the children will be rising, will be rising
This is not for our eyes

 

 

 


Tags:

distant sky

in to my arms

nick cave

nick cave & the bad seeds

the weeping song


Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.